Saat Gece 03:00… Bir IT Destek Uzmanının Vardiya Günlükleri

Anasayfa » Saat Gece 03:00… Bir IT Destek Uzmanının Vardiya Günlükleri

Saat Gece 03:00… Bir IT Destek Uzmanının Vardiya Günlükleri

Saat gece 03:00. Koskoca şirkette üretim çalışanları, güvenlik görevlileri ve siz varsınız. Tam ‘Bugün de kazasız belasız bitiyor’ derken masanın üzerindeki sabit telefon çalar… İşte dışarıdan ‘bütün gün bilgisayar başında oturup oyun oynuyorlar’ sanılan IT Destek işinin gerçek arka planına hoş geldiniz!

Yaklaşık 2 yıldır kurumsal bir firmada IT uzmanı olarak çalışıyorum ve hayatım 3 vardiya (08-16, 16-00, 00-08) etrafında dönüyor. Blog istatistiklerine bakınca bu mesleğin dışarıdan çok merak edildiğini fark ettim. Dedim ki madem öyle, işin o havalı kısımlarını bir kenara bırakıp mutfakta gerçekten ne pişiyor biraz ondan bahsedeyim.

Gündüzün Kaosu, Gecenin Yalnızlığı

Bizim meslekte vardiyaların karakteri birbirinden o kadar farklı ki, bazen aynı işi yaptığınızı sorgularsınız.

Gündüz vardiyası tam bir kaos. Pazartesi sabah saatlerinde bütün şirketin aynı anda şifresini unutması bence bilimsel olarak incelenmeli. Telefon susmaz; “mailim gitmiyor”, “yazıcı kağıt sıkıştırdı”, “hesabım kilitlendi”, “sisteme giremiyorum” mesajları havada uçuşur. Tüm bu esnada üretim hattındaki arızalara da bakıyorsanız yandınız. O koşturmacada öğle yemeğini ne ara yediğinizi bile anlamazsınız.

Akşam Vardiyası (Fırtına Öncesi Sessizlik): Beyaz yakalıların yavaş yavaş ofisleri boşalttığı saatlerdir. Biraz daha rahattır, gündüzden kalan ağır ticket’ları kapatmak veya ertelenmiş güncellemeleri yapmak için ideal bir zamandır. 17.30 sonrasında yöneticilerin çoğu işletmede olmadığı için genellikle rahat geçen vardiyadır. Tek sorunu uyku düzenine katkısı ve sosyal hayata etkisidir.

Gece vardiyası ise tam bir hayatta kalma mücadelesidir. Ofis bomboş, sadece çevreden gelen makine sesleri ve ofisteki cihazların fan uğultusu vardır. Gündüzün aksine telefon pek çalmaz. Rutin yerleri kontrol edip, sistemi izlersiniz. İşin en zor kısmı o sessizlikte uykusuzlukla baş etmektir. Ama o saatte kritik bir sunucu patlarsa, sabah 5’te tek başınıza kriz yönetirken saçlarınıza birkaç beyaz tel daha eklendiğini çok net hissedersiniz.

Her Şey Kod ve Sunucu Değil (İnsan Psikolojisi de Lazım)

Okulda ya da eğitimlerde size Active Directory kurmayı, switch yapılandırmayı, ağ protokollerini öğretirler. Ama kimse size panik içindeki bir kullanıcıyı nasıl sakinleştireceğinizi anlatmaz. Sahada işin teknik kısmı kadar psikolojik bir kısmı da var.

“Bilgisayarım açılmıyor, sunum yapmam lazım!” diye acil kodlu gelen çağrıya koşa koşa gidip, sadece fişin takılı olmadığını gördüğünüzde bile gülümseyip o fişi takmanız gerekir. (Evet, efsane sanılan o “kapatıp açtınız mı, fişi taktınız mı” soruları aslında bizim hayatta kalma rehberimiz.) Ya da üretim hatlarında oluşan anlık ve kritik bir arızadan dolayı üretimin devamlılığı sağlanamazsa ve o an oranın yöneticisine denk gelirseniz yeri geldiğinde onu bile sakinleştirmeniz gerekebilir. Hem arızayı çözmeye çalışıp hem de ona laf yetiştirebilirsiniz.

Ayrıca bütün gün masada oturduğumuz koca bir yalan. Koca kampüste o departman senin bu departman benim koştururken günün sonunda adım sayarınızın 15 binleri gördüğü çok olur. Fiziksel olarak da epey yorulursunuz.

Peki Bu Çile Çekilir mi?

Uyku düzeniniz alt üst oluyor, bayramı seyranı unutuyorsunuz, bazen gerçekten insanlarla uğraşmaktan bunalıyorsunuz. Ama biri bana “IT sektörüne nereden girmeliyim?” diye sorsa, hiç düşünmeden yine “Destek (Helpdesk) tarafından” derim.

Neden mi? Çünkü burada her şeye dokunuyorsunuz. Bir gün network tarafını kurcalıyor, ertesi gün sunucu yapılandırıyor, bazen de yazılımsal bir hatayı çözüyorsunuz. Hangi alanda ilerlemek istediğinize karar vermek için bundan daha iyi bir staj yeri, bundan daha iyi bir okul olamaz.

Eğer siz de bu sektöre girmeyi düşünüyorsanız mutlaka fırsatları değerlendirin.